14 Şubat ve “Sevgili” Karamel

karamel_dogumgunu_sivavaBir can doğar bir hayat başlar… Bazı canlar ise tesadüfle başka birinin ömrüne de can olur hayat katar.

İnsanoğlu kendi kanından, canından kopan veya ortak soyağacında tutunduğuna kolay bağlanır, ona sığınır, onlarla güçlenir canlanır. Ve bazı benim gibi insanoğulları da bunlara ilaveten türünün bile ötesinde tesadüflerin tesirinde başka canlarla aynı hayat ağacından izler bırakır varlıklarına ayrılmış vakit kadarına…

Kelimeleri seçmekte, doğru tanımlamaları bulmakta zorlandığım yazılardan biri bu sayılı paragraflar topluluğu. Çünkü o kadar anlamlı bir dost için yazıyorum ki duygularım, birlikte yaşadığımız 6 yıl kifayetsiz renkler, güzellikler, derin anlamlarla dolu.

Bana zaman zaman ikinci bir kalp, bazı zaman üçüncü bir göz, yedinci bir his olan, hiçbir dünya malına değişilmez, paha biçilmez gözbebeği Karamel…

14 Şubat’ın aşk açılımı 6 yıldır bende karamel aşkı… Ben mi çok şanslıyım o mu fazla sevgi yumağı bilmem ama dünyada hiç yalansız, çıkarsız, koşulsuz sevgi ve aidiyet içinde olduğum tek can dostum, Karamel’im…

Doğumundan birkaç saat sonra aldığımız müjdeli haberin ardından, bugün tam 6 yıl geçmiş gitmiş bile. Daha dün gibi tanıdık bir sevinç ve en başından beri bütün hayatımda varmış gibi bin bir tatta ve hatrı sayılır sayıda anlar, anılar…

Anılar yazılara değil tekrar oturup tek tek yad etmeye bile belirli  zamanın içine sığmayacak derinlikte belki ama bir o elimizde süt şişesivle  içimizde kıpırtılar ilk ziyaretimizi bir de annenden ayırdığımız o ilk geceyi buraya not düşmeden geçemeyeceğim. Ziyaretine mutluluklarla gider yeni evine getireceğimiz günün sabırsızlığıyla ve coşkusuyla şubatın soğuğunda sensiz geri dönerdik.  Nisan ayının başlarında seninle döndüğümüz günün gecesinde ise sana en güzel besinleri, en tarifsiz sevgiyi versem o gece içindeki özlemi ve kederi dindiremez, annenin yerini tutamazdım. Ama mütemadiyen anneni bulup seni onunla buluşturup ta ki sen ona sıradan bir köpekmişçesine kadar hissizleşene değin yürek burkan bakışlarına mutluluk katmaya çalıştım. Ve sen de kısa sürede yeni aileni, evini değişmez önceliğin haline getirdin. İlk birkaç günkü yabancı bakışların aidiyet dolu duygu hali aldığı bu hayattaki tahmini 53., 55.günlerinde ise ailemizin gerçek bir üyesi olmuştun bile zaten

Büyüdükçe neler öğretmedin ki  bana…

Minicik bir bedene o kadar büyük bir ruh sığdırılabilirmiş mesela. Bizim tüm güzel duyguları “insanlık” diye tanımladığımız o yüce basamağa birçok insan erişemezken başka bir alemden gelip hakkını veren canlar olabiliyormuş. Hayvanlar aleminde de içini insanoğlunun doldurduğu nitelik ve belirteçlerle var olabilen “insaniyet”i, yani aslında bu kelimenin özündeki güzelliği, güzide değerleri gösterdin bana. Sonsuz sevgin, sadakatin, merhametin, fedakarlığın, anlayışın…sıradan bir “köpek” yakıştırmasından  çok çok uzaklarda karşılıyor aslında türünün sözlükteki  ederini

Bu yaşlarında bile işten bir an evvel eve dönüp top oynamak için sabırsızlanan ben… ve önce top mu oynasam karnımı mı doyursam bocalamasında çözüm arayan yaramaz sen[Simge] çözümü topunu mama kabının içine kadar taşıyıp biraz peşinden koşturacağı topuna heyecanla bakan, biraz mamasından aşıran oyuncu ruhunu bi süreliğine duymamaya çalışan iraden… Böyle zamanlarda kuyruğunu hızla sallayışındaki tatlı heyecanı görmek mi daha çok keyiflendiriyor beni iki işini bir arada gönüllü arzı endam edişin mi karar veremiyorum. Hele de dışarı çıkmaya yakın kuyruğunun sevincini göstermeye yetmeyip sesinin bebeksi çığlığına ne demeli…

Benim rutinlikte boğulup giden koşturmalı günlerimin gölgesinde zaman zaman kaybolan yaşam coşkumun aksine huyunla, ruhunla  beni de eğiten, gölgelerin arkasındaki güneşi hatırlatan pozitif, enerji dolu, mutluluk yumağı prenses… Varlığının beni bu kadar mutlu ettiğini bilsen gene gelir başını, patini kucağıma sürter, sevgi mırıltılarınla sırnaşırdın bir güzel değil mi[Simge] ah senin o tatlı sevgin, isteklerin, minnetin…

Bana bu yaşımda yeniden her gün top oynatan dostum, bir nevi yetişkin çağımda çocukluk arkadaşım, tüm dertlerime şahit olan, zaman zaman gözlerini kaçırmadan dinleyen sırdaşım, samimi sevgin anlayışınla içimi ferahlatan terapistim ve tabiî ki gece gündüz hiç duraksız ilgilenmeye bıkmadığım hatta doymadığım, hiçbir şey esirgememeye çalışsam da hep yetersiz kalmaktan korktuğum büyümeyen bebeğim… Nasıl anlatmalı başka seni , birlikte geçen yıllarımızı hangi anılarla özetlemeli  bu pür mutluluğu tarif etmeli bilemiyorum. Ne ben o kadar güzel cümleler bulabiliyorum ne de o güzel cümlelerde senin hayatımdaki anlamını karşılayacak sihirli sözcükler olduğunu düşünüyorum.

6 yıldır tüm duygularıma ortak, hayatıma paha biçilmez bir ganimet olduğun için teşekkür ederim can dostum. Sonsuz varlığın devam ettikçe benim hep en sadık dostum, canım kızım olacaksın biliyorum. Daha nice güzel senelerimizde oyunlarla, gezmelerle, koşmalarla, heyecanlarla, mutluluklarla, tadı zaman geçtikçe daha da anlamlanan anılar bırakacak yaşantılarla ALTINAY ailesiyle bir arada olman dileğiyle. Seni seven büyük bir ailen var. Doğum günün kutlu olsun ve iyi ki varsın canım miniğim…

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir