Ağustos Seremonisi

IMG-20150805-WA0002Bir sukut-u hayalin sesli başlayan, akabinde renklerine ve ivmesinin anaforuna katarak uyuşturan yazın hipnoz suretidir ağustos 

 Güneşin zirvelerde hüküm sürdüğü başlangıcının yerini günbatımlarına bıraktığı bir gün ortasının akşamüstü kı kadar güzel ama bir sonraki rengin griden gecenin mavisine döşü kadar hazin, aydınlıktan karanlığa giden bir yolun mecburi yolcusunda olduğu kadar çok hüzün…
 
Aydınlığı çok uzun günlerin, nedense hayata daha da yaklaştırıp son’a uzaklaştırdığına dair bir üstü kapalı  umut saklıdır bulutların hapsinde beklenen güneşli yazda. “Bu seneyi de gördük, seneye Allah Kerim” in merkezi noktasıdır da biraz. Yaz bittiyse yıl bitmiştir. Yılın ilkbaharda uyanıp kış sersemliğini attıktan sonra kendine gelmiş en dinamik halidir yaz, yazın vedası ise güneşin, sıcağın, coşkunun en IMG-20150805-WA0009zirvelerine kadar çıkardıktan sonra zirveden salıverip sırasını sonbahara bırakan ağustos.
Düşen cemrelerin ateşini söndürmeye hazırlanan toprağa “artık seneye kısmetse…” dileklerinin ekildiği sessiz bir anlaşmadır şu vakitler, ilkyaza çıkacak meyvelerine şimdiden bir renk, koku, tat biçilen çok içerilere gizlenmiş bir umut tohumu vaktidir. Hani demiş ya üstad hiç kimse seneye yaşamayacağına inanacak kadar ihtiyar değildir diye, yıl dediğin nedir, ömürden kaçı geçti  biri daha kime çok gelir ki.  

 İlk can suyunu verdi mi yağmur bulutları ağustos ortalarına yakın, tamamdır mevsim sonu, sonrası güneşin yanardöner nazında bir paşa gönüllü çapkın.
 
Ne allı meyvelerin safran sarılara emanetidir ama!.. Kirazın, karpuzun, çilek kırmızısının,  balkabağı turuncusuna, safran sarısına bırakması meydanı, yakışır mı tam hevesin kursağında. Güzelim sarı salkım üzümleri yiyeceğine bağcıyı dövesi gelir insanın. Unutulmuş mudur ki yeniden kapısını aralasın sanki yeni uğurladığımız hüzünlü sonbaharın. 

IMG-20150805-WA0006 Mevsim ağustos böceği ahbaplığıyla başlatıp karıncaya çevirir adamı. Kışk için konservelik sebzelerin pazardan yükselen sesleri mi, sezonun sonuna işaret eden indirimli tiril tiril giysileri mi çarpmaz yaz vedasını yüzüne. Bir de “özlemiştik bu serin esintileri ” demeyegör. Ardından yüzüne vuracak ilk yağmur yaz yağmuru değildir artık. Oysa ne seversin değil mi haziran, temmuz sürprizi kısa yağmur geçişlerini. Şaşırtan bir yani vardır ya hani o yağmurun, şemsiyesiz, tüm duygularının harmanında uzun uzun yürüsen mi, bir müzikle camdan, cumbadan izlesen mi, kitaplara dalıp tatlı tatlı uyusan mı, kahve dumanında mı koklasan toprağı…
Şimdi mevsim yazdan güze, renkler sarının solmuşuna, toprak çatlaklarından birleşip kavuşan her parçasına geri IMG-20150805-WA0015dönme vaktidir. Sen artık sonbahara uzanan yolun, izlemesini bilirsen cam kenarı yolcusu, renklerin geçişinden, hayatın akışından, ömrünün azalışından kurtulamayan düşüncelerin gürültülü sessizliğindesin. İster umuda dön yüzünü ister isyana mutlak akışın, ömürden azalışın yüzüne vurduğu vakittir ağustosun seremonisi 

Kışı da sahiplenir de insan, içindeki çocuk hep yazda yaşar. Bundandır belki yazı kendimize yakıştırmamız. Yılın ortasına gelse de, ruhun en genç mevsimi, çoğu zaman senin bile unuttuğun coşkunu en berrak haliyle gördüğün, çocukluğunu yeniden yaşamaya cesaretlendiğin, ruhuna can katan cıvıl cıvıl mevsimin.  

IMG-20150805-WA0019Ve tam da paslanmış ruhun yeni yeni açılmışken müziğin aniden kesilmesi kadar zamansız esir alır güz işgali. Sen sen ol seneye erken çal müziğini. Tadında tanış yaz yağmuruyla, güneş biriktir bolca içine ve doy tüm kırmızı meyvelerine.  

Umut ektiğin topraktan söz al yeni bir ilkyaza kadar ayaklarının kat kat altında sana doğru yaklaşmakta olan bir fidanın hayat ağacı olacak her dalından allı ballı şans meyvesi verip karın tokluğuna ilaveten ruhunu mutluluk tokluğuyla doyuracak yeni yazlara vardıracağına.
Comments(2)
  1. Buğrahan 23 Ağustos 2015
    • narin 25 Ağustos 2015

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir