Benim Adım Venüs

Benim Adım Venüs

Benim Adım Venüs

Ben Venüs, varlığımın başından itibaren kadından bir iz, erkeğe ezeli bir naz, oldum olası duygulara ilham dolu haz…

Ben Venüs, o çok merak ettiğiniz, ama Venüs olduğumu bile bilmeden her gece yıldız diye izlediğiniz, hani sizin ‘uzay gemisi’ dediğiniz meraklı misafir aygıtlar gönderdiğiniz gece ışığınız, gündüz gizeminiz… Belki hakkımda söylenegelen hikayeler, ya da kalplerinize gönderdiğim alevli oklar, veyahut-Dünya’ya yakınlığımdan olmalı- kardeş kabul ettiğiniz gezegeniniz olduğumdan, belki milyonlarca yıldızı etrafında toplayan ışıltımdan, belki güneşsiz karanlıkta sizi teskin eden göz kırpışlarımdan, Ay’ın hilal haline yanaşıp zaman zaman raksımdan, adımın her ağızdan bir başka anılışından, diğer gezegenlerin tersine, bir tek benim yörüngenin aksi yönündeki umarsız turlarımdan velhasılı; asi, özgür, cesur, feminen, fenomen, özüne güvenen, ezber bozan, emsali olmayan hala nda kalmış arayıp bulamadığınız sır dolu gezegeniniz…

Ben Venüs, kimine göre Harut ile Marut’un yasak elması olan Zühre Yıldızı. Zühre’nin fezadaki esareti, Harut ile Marut meleklerini nefsiyle Lut çukuruna iten güzellik timsali… Onlar ki (rivayete göre) Allah’ın kibirlerini sınadığı, nefis verip insan suretinde yeryüzüne yolladığı mağrur melekler… İnsanlığı küçümseyen, kutsallıklarına güvenen nurani varlıklardan Harut ile Marut… Bir  gecede Zühre’nin güzellik esiri, Venüs’ün varlık sebebi, nefsin yenik melekleri… Büyük konuşmanın manası, ben göğün en parlak ışığı, sizin yıldız sandığınız büyük Zühre Yıldızı… Sizin ibret-i aleminiz, benim Alem-i sebebim…

Güzelim, her güzelin olduğu gibi kutsal kabul edilen vazgeçilmezim. Pahası Dünya’da değil kainatta biçilen, sizin elmaslarınızdan fersah fersah üstün bir cevherim. Yüzünü ışığıma dönene, yüzüne güldüğüme hayallerden derleme bir aşk, bana gülüp geçenin kalbine kül rengi hazin bulut, yüreğine soğuk bir yelim.

Bilirim; mavi akvaryumunuzda izlemek için sabırsızlananlar olur beni, ahh bilhassa o bulutsuz yaz geceleri!… Sırtını toprağa verip yeryüzüne teslim olur, göğün binlerce yıldızını aynı anda görmeye, yapamayınca görebildiği kadarını saymaya, sayamayacağını da anlayıp kayan yıldızların ardından hayallerini dilemeye, en sonunda yorulup benim istikrarlı ışığımda dinlenmeye adayanlar olur gecesini.

Bazen yalnızların yalnızlığımla avunduğu, yalnız olmamın yanında asil ışığıma sığınıp kendinde de bulduğu yücelikle yoğurduğu, yüreğinde sevdiğinin -olur ya- aynı anda bakışlarını umduğu, bazense birbirine çarpan kalplerin yan yana iken şölen ışığı ya da ayrı diyarlardan aynı dakikalarda sözleşip bakışlarının bende buluştuğu, anlayacağınız kalbiyle bana gelenlere karanlıkların aşk ışıltısıyım ben…

Kiminize şafak vakti çobanların telaşesine ithafen çoban, kiminize çolpan, güneşle köşe kapmaca oyunumuzdaki köşemize göre ya sabah ya akşam, kimine güneşin sahneye çıkışından önceki son yanışıma istinaden tan yıldızıyım. Kimi ayrılıktan dem vurup der sükun eyler kimi güneşi bile uğruma batırıp semada endam-ı aşk eyler. Bakarsın gecenin en siyahıyım ama o siyahın da bir tek ben neşesiyim. Gündüzler zaten sizin ben gecenin ecesiyim.

Ahh Dünya’m benim, eğlenceli-sıkıcı, duygulu-ruhsuz, canlı-cansız bir meczup gezegenim. Görürüm her halini; gündüz sefalarının gece kasvetlerini, her kabilenin mutlak neşesi sevgiyi,  lacivert gecelerde benimle boy ölçüşen Ay perisini, Afrika’nın acımasız yaşam derdini, kutupların ıssız buzdan varlığını, çöllerin tek renkli ateş yalnızlığını…

Okyanuslarda izlerim zaman zaman kendimi, her kadın gibi beğenirim suretimi, ben Venüs; güzelliğin gezegeni, Yunanların yakıştırdığı diğer uygarlıkları da inandırdığı kutsal dişisi, Afrodit’i, kainatın afet-i dilberi.

Galaksideki Venüs misali, güzelliktir yakışan kadına . Beyazdır rengi dişinin, ışıldayan gümüş-i rengi ben gibi. Sanılmasın ki pür-i safi, beyazdır zaten tüm renklerin bileşimi duygudan duyguya koşan kadınlar gibi…

Ben Venüs, mitolojik bir medeniyet gizemi, Afrodit’in belde-i mülkü, Zühre’nin aşk-ı sureti, Babil’ in meraklı gökbilimcilerine ati’den haberci, etkime aldıklarıma estetiğin gözdesi, aşkın kaynağı, aşıkların muradı… Göz kamaştıran bir ışık, semadan yeryüzüne aşk getiren bir sarmaşık…

Ben Venüs, sizin için parlamama rağmen hala çözülemeyen gizemlerin gezegeni. Uygarlıkların efsanelerinde, tarihin derinliklerinde hapsolup kalmışım ben. Yakıştırdıklarınızdan vazgeçip kainatın özgürlüğüne salın artık beni. Ne yıldız, ne ucube, ne iki satır dizeyim ben. ‘pür sevgi’li kalplerin uçsuz bucaksız sevgi  ortağıyım ben. Aydınlık duyguları uzaklardan yansıtan karanlığın ilk harfi, sihrimi kattığım her aşkın ışıltılı son noktasıyım ben.

Comments(2)
  1. nazolitaa 23 Mart 2015
    • narin 24 Mart 2015

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir