Bir Kum Saati Yolculuğu

Büyüsen artık diye gün saydın aciz çocukluğundan kurtulmak için,

Hemen akşam olsa heyecanla eve gidebilmek için,

Şu kalan 2-3 kış ayını da atlatsan yazın ısıtan güneşine tekrar kavuşmak için,

Saatlerce uyusan zamanın yörüngesinden getirdiklerinden götürdüklerinden tüm gerçeğinden, beynini kemiren tüm düşüncelerden kurtulabilmek için,

Yıllar hızlıca geçse yetkin bir terfiye yetecek kadar tecrübe biriktirebilmek için,

Haftayı bir ortalasan haftasonuna yaklaşabilmek için…

Ne kadar istedin o dakikaları dakikalar ötesine itebilmeyi, sanki her dakikası kum saatinde azalan ömründen birer zerre değilmiş gibi…

Şimdi’lerin içinde boğulup sonra’ları bekleyen varlığına şöyle bir uzaktan baksan oysa… basari

Ne kadarıyla yaşadın şimdi’ye gelinceye?

Ne kadarı sendin, ne kadarı başkaları için yaratmaya çalıştığın ideal olduğu kadar yabancı benliğin?

Ne kadarıyla sen gibi oldun ne kadarı bin bir gerekçeli maskeli hallerin?

Ne kadarını doldurdun bir atom kadar içi dolu, ne kadarını tükettin içi boş incir çekirdeği gibi sayılı kum taneciklerinin…

Kum saatinin doldurduğun kadarında nedir gördüklerin? Neler aktı ömründen neler biriktirdin onca kalabalık zerrelerinden?

Hangilerini yukarı geri yollamak isterdin tekrar yaşamak üzere?

Ya da hangi taneciklerdi değerini bilmeksizin boşa tükettiklerin?

Hangileri ‘hiç olmasa da olurdu’ ömür dediğinin?

‘ben’im’ dediğin kaç tanecik kalırdı şimdi bir bakıp da ‘yaşadım’ diye seçtiklerinin?

1 gün sonraya kilitlenip tükettiğin 24 saatin, 1440 dakikanın veyahut da 86400 saniyenin her biriydi oysa ömür ‘o gün’ , ‘yarın’ uğruna tükettiğin.

An’ların toplamından ibaret akıttıklarınla kalanlarınla kum saatin. hayatın anlamı- islam- insan

Kendini koy dolu dizgin akışta olan kum taneciklerinin her birine,

Ve yüreğini,

Ve hislerini,

 

Ve doya doya için çekeceğin nefesini,

Farkındalığını,

Dünyada tek olan şahsına münhasır bahşedilmiş farklılığını,

Ve sevgini, her şeyi anlamlı hale getiren ve her zerreyi dolduran sevgini…

Çünkü bir tek o kolaylaştırıp güzelleştirecek en geçmezlerini, en çekilmezlerini…

Ve bir tek o iyiki’ler serpecek hayattaki varlığının her zerresine; sevgi barındıran her şeyin güzel olduğu gibi. do__al_hayat

Atmıştın ya hani gereksizleri, hangi beyhude zerre dediğinin içinde vardı sevgi?  Sahip çıkıp vakur ömür mazine sakladıklarının her birinde bir tutam sevgi vardı değil mi?

Kendini,

Seni sen yapan yaratıcını ve aileni,

Seni kendine getiren, hayata döndüren gönlüne işlemiş her kişiyi, her şeyi kat her anına değerlendir her anını yarınlara ertelemeksizin, yanlarına gidecek kadar beklemeksizin… nasıl ki yaratıcın şah damarından yakınsa, sevdiklerin de beyninde, düşüncende, hayalinde olabildiğinden mütevellit vücudunun dahilinde, ruhunun gerçeğinde, nefesini yüreğini açan yaşam hücrelerinde…

Yitirdiklerin var, hala sahip oldukların var, sahip olmana rağmen yitip gideceğini bildiklerin var.

O zaman neden sonra’lar?

‘Sayılı gün çabuk geçer.’ diye çok kez tecrübe etmişken niye hala şimdi’leri kıymetsizleştirişin?

O kadar çok sonra’ların varken neden şimdi’leri eze eze hoyrat acele edişlerin?

Şimdi’lere kattıkların kalacak oysa biriktirdiklerinde, tas-ve-kum-tablo-saat-2250-750x750

Ve;

Onca hızlı akan kum saatinin sonunda, kalan son taneciğin aşağı yolculuğunda bir tek kendinle kalbinle, insanlıkla, yaratıcıyla, olabildiğin kadarıyla barışık, sevgiyle katışık biri huzurla tamamlayabilir akışını sayılı olup sayısı bilinmez kum saatinin taneciklerini buradaki varlığı kadarından.

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir