Bizden Sana Teşekkürler Çiçek

toprak_cansuyu_kardeslik_narin_altinayYaşamak… İlahi kararın ardından anne babanın tercihiyle başlayan tatlı bir mecburiyet… Aslında bu da değil tam olarak yaşamın tarifine bir sıfat takmak için belki son güne kadar beklemek gerek. Öyle ya tatlı giden bir hayatın tadını kaçırmaya bir an yeter ve bir o kadar tatlandırmaya da demeli elbet.

Yıllar evveldi. Bir kaktüs ekmiştik kardeşimle. O kadar yıllar evveldi ki çocuk aklımıza o an esir düşen kaktüs can bulduğuna pişman olmuş toprak elimize bulaştığına pişman olmuştur muhakkak. Dikenlerin arasından sızıp tüm gövdesini toprağa bulamış hatta yarısı toprağın altında kalana kadar toprakla doldurmuş, görünürde bir iki diken kaldığını fark ettiğimizde ekmeden çıkıp gömmeye dönmüş eylemimizi sona erdirmiştik. Cansuyunu büyük bir coşkuyla vermiş, tırnaklarımızın dibine kadar toprak olan ellerimizi yıkamaya gitmiştik.

Kaktüsün arsız bir bitki olduğunu, nerde toprak bulsa orada can bulduğunu öğrendiğimde bu bilgiyi kabul etmedim. Duymak bile istemedim. Çünkü çiçeğimizin can bulmasının sebebi arsızlığı olamazdı. Biz güzel ekmiştik onu, ondandı günden güne büyüyüp çoğalması. O gün öyle bir karar vermesek, mütemadiyen sulamasak bir sürü yumrucuk olur muydu…Yok yok kardeş dayanışmasıydı onu hayata bağlayan.

Yıllar yılı çiçek açmasını bekledik dikenli bitkimizin çok bekledik. O sadece çoğaldı baş baş, biz yine büyütmekten vazgeçmedik. Yıllar birbirini kovaladı. Büyüdük… o günkü topraklı tırnaklarımızda renkli ojeler, frenchler olana değin… Ta ki yirmili yaşlarımızın son yıllarında bir günde minik tomurcuklar bulduk bir sürü olan gövdecik tepelerinin birkaçında. Tomurcuklarla çiçeklendi ve tabii ki çocukluğumuz da. Teşekkür edip bir göz kırptık köklerinde sakladığımız heyecanlı o iki tatlı çocuğa

Her şey aynıydı oysa; su, toprak, sıcaklık…

Ama vakit değişmişti. Çiçeklenme vakti sanki bugün gelmişti. Ot gelip diken gitmeyecekti o bize çiçekler verecekti.

Kader… Kim bilebilir ki tomurcuğa duracağı vakti… ya da öyle bir vakit gelecek mi. Gerçek şu ki ne kadar zaman geçerse geçsin devam ediyorsa hayat, her ihtimale can verebilir mukadderat.

Bir düşünün siz de şaşıp kaldığınız saniyeleri, mucizeleri, felaketleri… hepsi de hiç beklenmedik şeyler değil miydi? Bitti sanırken aslında ilk adımınız olan başlangıçları, erken ohh! çektiğiniz hayalkırıklıklarını, ‘istesem olmaz’larınızı, başınıza gelen korkularınızı…

Yarınlarımız belki tekrar edecek renksiz bir mecburiyet, belki bir felaket, belki onlar da açmaya hazırlanan bir çiçek…kardes_sevgisi_narin

Son bulacak ana kadar hayatınızın bir adı yok çünkü bittiğinde tanımlanabilir ömürler bir tek ancak güzel adlar için kaderden başka sizden de beklediği hakları var elbet. Suyunu, toprağını, güneşini, ilgisini ver ve tevekkül et.

Aşk ile başlamış ömürler, bin bir renkle çiçeklenerek döneceğiniz ebediyetler olsun. Her hayat’ın bu dünyada yerini güzel anlatımlara bırakacağı eşsiz renkli bir çiçeklik adı olsun.

Ve bırakın size de bunları hatırlatacak bir dikili çiçeğiniz olsun.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir