Canım Öğrencime ve Tüm Sevgili Öğrencilerime

(Bugün olan öğrencime ithafen kendine pay çıkaran tüm öğrencilerime…)

Değerli öğrencim,

Yeni yaşın kutlu olsun. Mutlu başlasın ve öyle aksın.

Yeni bir dönemin, gelişimindeki yeni bir evrenin, öğrenimindeki yeni bir kademenin henüz başındasın. Fırtınalı bir süreç olarak adlandırırlar 10’lu yaşların ikinci yarısını. Böyle söyleyince senin ve yaşıtların için biraz tedirginlik yaratıyor olmalı. O yüzden biz iyisi mi buna bir nevi labirent oyunu diyelim. Tavşanı havuca ulaştırma gibi bir oyun desem artık gülersin eminim. Oysa etkinlik saatini zor beklerdiniz daha birkaç yıl öncesinde. Bak bu bile minicik süre zarfında ne kadar büyüdüğünüzün kanıtı. Bu sebeple tavşan-havuçtan öte bahsettiğim labirent; çocuk suretinle yola çıkıp kendini tanıma, karakterin, terbiyen, doğruların ve vicdanınla adım adım ilerleme ve asıl benliğine ulaşmış yetişkin kimliğinle tamamlanacak. Böyle tanımlayınca fırtınadan daha az ürkütücü değil mi:) Tabii siz bazen de bunu ergenlik kaosu olarak duyacaksınız. Labirentin karışıklığı düşünüldüğünde biraz kaotik olduğunu inkâr etmiyorum ama bir fırtına kadar da değil.

Sizler öğrencilerim olarak bilirsiniz ki nasihat etmek, dikte etmek benim iletişim ve rehberlik yöntemlerimden biri değildir. Hele ki kendi hayatımdan çıkarımlarla yasalar yaratıp yargılar savurmak duruşumdaki temellerden biri hiç olmamıştır. Her hayat kendine has akıp kendi doğrularını bir kil hamurundan şekil almış heykel gibi ellerinizde yaratacaktır zaten. Ancak hamurunuzda iyilik, dürüstlük, vicdan, ahlak, empati, merhamet, asalet mutlaka olmalıdır ki ortaya nasıl bir eser çıkarsa çıksın altına imzanızı gururla atacak kalıplardan uzak özgün bir şaheseriniz olsun.

Hatalar ve yanlışlar ne yazık ki hiçbir zaman sıfıra indirgenemez. Ancak ‘sıfır hata’ prensibiyle en az hata diye bir ihtimal de elbette inkar edilemez. Disiplin ve kurallara bu derece düşkünlüğüm hatalardan olabildiğince korunabilmek ve sizleri koruyabilmek için. Amma ve lakin kurallar sorgulanamaz değildir. Benim huzurumda sınıf ve okul kurallarının niçin’lerini sıklıkla ve uzun uzadıya irdeleyip birlikte gereğine ikna olduğunuz gibi hayatınızın kurallarında da bu sorgulama size itaatkarlıktan öte hür iradenizle razı olmuş bir gönüllülük kazandıracaktır. Gönülden uyulan her kural ise sizi prensipli bir karaktere dönüştürecek, düzen ve disiplin artılarıyla istikrarlı başarıya ulaştıracaktır her anlamda.

Hayatın artan sorumluluklarla akmaya devam edeceği yakın geleceğinde üzerine en çok düştüğün alan eminim ki okul başarın olacak yine. Ancak unutma ki hiçbir ara sınav kariyerinde başlı başına belirleyici bir rol üstlenecek kadar ciddi olmayacak. Hatta en önemseyeceğin yükseköğretim sınavın bile koşulsuz mutluluk veya salt mutsuzluğun anahtarı olmayacak.

Çünkü matematikteki tartışmasız sonuçlar kadar net değil mutluluğa ve aksine giden yollar. Bu hatırlatmayı yapmamın nedeni umduğun gibi geçmeyen sınavların bitiminde kâğıdını buğulu gözlerinle getirip gözyaşlarını serbest bırakabilmen için kâğıtlar elimde sınıftan çıkmamı beklerken hala içime dert olan hüzünlü dakikalarındır.

Gözyaşlarınız asla sizi küçültmez elbette veya karizmanızı zedelemez ancak 10 dakika sonra doğrusunu öğreneceğiniz veya çözümünü duyup hatırlayacağınız bir konunun artık 10 dakika önceki hükmünü yitirmiş size kalan üç beş puan daha düşük notuyla bir daha geri alamayacağınız o güne mutsuz bir hikâye bırakır.

Hiçbiri hatırı sayılır bir kilometre taşı olmayacak hayatında ve unutma Super Mario bile kaçırdığı puanlara rağmen başarıyla hep bir sonraki aşamaya geçebildi:) Biliyorum biliyorum ortalama başarılar sana göre değil ama inan bana ufak tefek başarısızlıklar zirvede olmana da engel değil.

Farklı görüşte olduğun arkadaşlarınız daha şimdiden oldu olacak. “Nasıl böyle düşünebilir?” kızgınlığını bir kenara bırakmanı öneririm. Hepimiz hayata aynı yerden bakmıyoruz. Herkesin kil hamurunda da aynı değerler yok. Senin yapacağın şey doğrulardan onlara rağmen sapmamak örnek ve vakur duruşunla kendi doğrularının zamanla haklı çıkacağını izlemek ve elbette bunun için her zaferde olduğu gibi sabretmek.

İyilik kadar kötülük de vardır canım, hiçbir temeli olmasa da insanlığın özünde bulunmasa da bir evrim teorisi kadar sapmış, mutasyona uğramış karakterler de mevcut dünya üzerinde. Biz hepsini değiştiremeyiz ama yaptıklarımızla düşünmelerini sağlayabilirsek iyilik ve kötülük yarışında iyilik kazanır umuduyla vazgeçmemeli tarafımızdan ödün vermemeliyiz. Yanlış olan genellikle en kolay olan taraftır. Zor olan doğrudan şaşmamaktır. Herkes yanlış tarafı seçse de sen doğrudan vazgeçmemeli, iyiliğin kudretinden şüpheye düşmemelisin.

Sen ki kendine idol olarak Atatürk’ü, değerli aileni seçmiş pusula olarak etik değerleri, Atatürk ilkelerini, evrensel insanlık değerlerini, çevre bilinci ve hayvan haklarını dahi benimsemiş biri olarak boşluğa ve başarısızlığa düşmeyeceksin kanımca ve dileğimce ancak sana hepsine rağmen kararlarını sorgulatacak, tereddüt ettirecek bir sorun yaşarsan kalbindeki ve vicdanındaki ses en büyük rehberin olacaktır. O sese kulak verdiğinde somut doğruların kadar iç huzurun da başucu gururun ve hayat hikâyende son cümlesine dek en büyük ilhamın ve dayanağın olacaktır.

Ve yine şüpheye düştüğünde tüm bunlara ilaveten benden de öğrendiğin, kulağına küpe olup hatırında iz bırakmış tek bir yardımcı ilke, fikir, disiplin varsa ulaşacağın başarı ve insanlık sınavındaki manevi doyum en büyük teşekkür olacaktır bana da. Ama; o zamana kadar şu an’a dek arkadaşlarına örnek olup saygı, sevgi ve özbilincinin yaşından fazlasıyla hakkını verdiğin için ben teşekkür ederim sana.

Hepiniz için mutlu, onurlu, umut dolu nice yıllara…

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir