Günlükten Bir Sonbahar

Günaydın ,

Bugün güzel buldum seni. Bir dönemin sonu da olsan bahar olduğunu unutmamalısın. Aynen böyle güneş sarısıyla uyandırmalısın beni erkenden., bulut karasıyla değil.

Sonbahar

Sonbahar

Kamaşarak açılan gözlerim kadar burnumu da kamaştırdığını itiraf etmeliyim. Senin mevsimine özgü kışa hazırlık olduğunu sandığım korda kırmızı biber kokusu ile şölenime şölen katan, hangisi olduğunu kestiremediğim komşumuza da teşekkür ederim.

Geceden pencerenin dış kısmına serpiştirdiğim buğdayları her gün bu saatlerde armaya gelen semtin miskin kumruları ekolu gelen kanat sesleriyle belli ki eşlerini de almayı yine ihmal etmemişler. En sevdiğim rüzgar ise bir senfoni eşliğinde dans eden perdesiyle tatlı bir ürperti oluşturarak sanki yüzümü okşayarak uyandırmaya niyet etmiş. Günün tüm nimetlerinin tadını ilk dakikadan itibaren alabilme rahatlığı ve huzuruyla, her duyumu ve uzvumu hissederek sıhhatimle, tüm benliğimle dimdik ayaktayım ve hepsi için ayrı yarı minnet ederek her birinin şans olduğunun farkındayım.

Bugün ya beynim mevsime has olanları süzgeçten geçiriyor ya da mevsim demini almış da benim yeni haberim oluyor.

Kırlangıçlar ne ara göçüp gittiler balkondan baktığımda ilk olarak teldeki yokluklarını fark ettim nedense. Daha geçen şurada yavrularını besliyorlardı. Büyümüşlerde ailece sıcak diyarlara yolculuğa çıkmışlar bile.. Sardunyanın kurumuş çiçekleri, rüzgarında getirdiği kahverengi yapraklarla sonbahar sergisi oluşturmuş çoktan balkonun taş zemininde. Meğer ayaklarıma kadar gelmiş zaten sonbahar..

Hüzün derler sana ama kimine de beklenen huzur olur bu aylar. Umutla koca yıl toprağa bağlı hüküm süren kasımpatılarımın en heyecanlı vakitleridir bu aralar. Gün ışığını renkli tomurcuklarıyla kucaklamaya şunun şuasında ne kaldı..

Keder yüklememek gerek, hadi kederlendik seninle özleştirmek, eşleştirmek niye. Bir sahnenin ışığı söner, değişen dekorla yeni sahne sırasını bekler.

Suç tüm bunlar değişirken ışığın sönmemesi mi?

Gün sistematik ayıyorken şikayetim yok benim. Zira zifiri karanlıklara, parçalı bulutlu da olsa aydınlıkları tercih ederim. Anlayacağın ben seni de biraz severim. Öyleyse bu ılık yelde, bu kehribar renginin içinde ciğerlerimi yeniden mevsimle doldurmak üzere güzel anıları bizzat an’ında yaşayarak kayda alma, yaşanmışlıklara katma vakti.

Sonbahar’da Bisiklet Keyfi

Bahane arasam bin tane bulurdum başka ama tutun ki “ekmek almak” olsun adı toprağa bulanmaya, sonbahara karışmaya… Şirin bisikletim emektar eşyalar koleksiyonuma dahil olmadı henüz. Hatta daha çok bahar gezdirir beni havalı duruşuna bakacak olursanız. Hoş, bir zamanlar köpeğimi önündeki sepetime koyup keyfi daha kallavi gezintilerimize ortak olurken artık 7 yaş daha büyüyen minik bebeğime yetmiyor malasef. Belki sırf bu sebeple emektarlar listesine girecek yalnız yolcusu tarafından ama neyse, zaman yol kenarlarını süsleyen sarıdan kahverengiye türlü çeşit yaprakları rüzgarımla uçuşturma, sahne geçişine hazırlanan toprağın lastiklerimle tozunu kaldırma zamanı.

Bahane ve niyet bu, yolculuk hali böyleyken müphem bir romantizm, mevsimin büyüsünden olmalı yol aldıkça sıklığı artan molalarla alıkoydu beni. İlkbaharda, yabani sarı çiçekler, yerden bitme, bücür boylu bal özlü mor çiçekler toplamanın zevki neyse sonbaharda da yerini bıraktığı daha dingin edada dünyada ilk benim keşfim olmasa da kendi dünyamda yaratıcı eserim olacağı muhakkak, kendime yeni bir sonbahar ritüeli oluşturmuş bile olabilirim.

Sonbahar Günlükleri

Sonbahar Günlükleri

Bilirsiniz, terrarium tarzı minik tasarımların ve süslemelerin moda olduğu şu sıralar, yazdan kalma, kimisi solmuş bitkilerle fanusum canlılığını, popularitesini ve ilk heybetini ne yazık ki yitirmiş sanıyorum ömrünün sonu gelmişti. Ve şimdi vakit onu mevsimin karakteristik ve özgün malzemeleriyle yenileme, renk paletinde kahverengi bloğuna kaydırma vakti belki de. Toprak gözümün alabildiğine bunlarla doluydu sanki aklımdaki fikrimi, fanustaki yerini beklercesine.

Meşe palamutları, çam kozalakları, kuru dal görünümlü saçak otları, at kestaneleri arasından ayıkladığım kestaneleri, sarıdan turuncuya değişen üzerini benekler sarmış çınar yaprakları, akçaağaç tohumları… Ondan bundan derken Allah’tan bisikletimin selesinin altında bulundurduğum bir poşete anca sığdırabildim topladıklarımı. Bu mevsimin de kendine has zenginliğini belki de ilk kez bu kadar bil fiil görebildim.

Bulutlar ara sıra güneşi parmaklıkları arasına hapsedip havayı serinletse de, kah sıcakla durulan kah ürpertiyle uçuşan saçlarım, kulaklığımda çalan Vivaldi-Autumn ile evime kadar gelmiş, amacını gölgede bıraksa da susamlı ekmeğimi almış bir halde halinden ve hayatın verdiklerinden memnun, müteşekkir bulunmaktayım.

Sıra önce köpeğimden onu götüremediğim için özür dilemekte, sonra yolda ilginin herkes gibi her şeyin muhtaç

Sonbahar'ın Yaprakları

Sonbahar’ın Yaprakları

olduğunu bana yeniden hatırlatan bisiklet tekerleklerimi şişirmekte ve akabinde poşetimdeki doğanın izlerini fanusuma görsel şölen eşliğinde sıralayıp hatta naçizane yolda aklımdan geçen evden ilave yapacağım tarçın çubukları, henüz kırılmamış fındık, ceviz kabukları, vanilya şeritleri, minik dostlar koleksiyonumda bulunan sincap, tavşan figürleri ve benim için pek kıymetli kahve çekirdekleriyle zevkime en iyi gelen tasarımı yaratma vakti…

Sonra mı? Sonra’lar bitmez ama şimdi; elimin altında sevgi, şefkat, huzurla dayandığım, güç aldığım yumuk yumuk köpeğim, önümde uğraşıma değen sonbahar fanusundaki minik bahçem, burnumda henüz bitmiş kahvemin tesiri devam eden kokusu, elimde taslağını tamamladığım tadı damağımda kalan bugünün notları ve evlere  şenlik, hiçbir canlıya zarar vermediğini umduğum naif çisentisiyle toprağı buharlaştırmaya, havasıyla sarmaya hazırlanan yağmur…

Bugünden bu kadar, ama yarın var olanlara, varlığını koruyanlara, keyfini keder sarmayanlara yeniden bahar…

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir