Her 7 Haziran Dönümüyle Bugün 29’um Ben

received_791065871000854-2Bugün benim

Dünya’nın 4 milyar yaşından fazla olduğu, insanlığı tarihini Adem ile Havva’dan başlatırsak 6-7 bin, farklı görüşteki bilimcilerin iskelet ve kalıntılardan yola çıkarak varsaydıkları 1-2 milyon yıllık tarihinin son 29 yılında ben de vadesi meçhul bir ömrün kah sıkıntısında kah sefasında yani kısaca sonsuzluğa kadar gidecek bir başlangıcın sınavındayım.

Sabırlı kişiliğimden midir, anneme olan düşkünlüğümden mi, yoksa dünya dertlerinin endişesinden mi gecikmiş doğumum. Doktorların ‘artık doğması gerek’ kararıyla suni sancıların akabinde göz açmışım dünyaya.

Annemin ve babamın kucağında olmanın da annemin karnındaki mutluluk ve konforum kadar vazgeçilmez olacağını bilsem bu kadar direnmezdim diye düşünüyorum doğmak için. Çünkü bu dünyadaki en mükemmel anne-babaya gönderildim sanırım torpilli olarak : ) Tercih etme şansım olsaydı bebek aklımla bu kadar mantıklı bir tercih yapamazdım eminim.

Mantıktan bahsetmişken çok da tevazu göstermemem lazım belki de. Zira doğum tarihimle alakalı keyfime göre en doğru kararı almış olabilirim biraz şımararak : ) biliyorum biliyorum elbette ki bu benim tercihimle olmadı ama isabetli bir buluşma olmuş dünyayla diyebilirim.

Eğer kararı bana bırakılsaydı aynen 29 yıl önce olduğu gibi bir ilkyaz günü doğmak isterdim yine. Bütün kışı annemin sıcağında, onunla bir vücutta geçirip doğanın ilk kıpırtısında bir tomurcuk olarak başlamak olurdu yine tercihim. Annem gibi bir gülün gülüşüyle buluşup gül olmaya başlamak tam mevsiminde. Güneşin doğuşuna doğduğum günde bile yetişebilmek gecenin tam üçünde.

received_791065941000847-2Ailemin sıcaklığıyla başladım söze, hayatımın en büyük şansı olan ailemle devam etmek isterim bunca yılımın en büyük minnettarlığı olarak…

Melek annem… Onun iyilik dolu, ‘anne’liğe layık yüreği… Doğarken kalbinden bir parçayı da alıp yanımda getirdim sanki. Onun içi sızlasa benimki sızlar, bir gülüşüyle içimde güneş açar.

Sanıyorum ki cennetin emsalini ayan beyan bulduğum küçük kahve çekirdeği gözleri, hala karnındaymışım gibi hayata bağlar beni. Nefes alabildiğim yaşam sevincim benim. Benim ona nefes oldugumu dusunurken o benim nefesimdir aslinda her ani ile, her gunumu dopdolu dolduran varligi ile.

Anneme ‘anne’ dediğim ilk anımı hatırlamak isterdim. Eminim bu kelimeyi söylemeyi başardığımda annemin yüzündeki gülücük benim hayattaki en özel zaferimdi. Onun gülüşü benim kahkaham, kahkahasıysa benim gelecek için büyümeye, kahkahalarına ortak olmaya can attığım gücüme güç katan kaynağımdı. Bugün hala onunla gülmek ömrüme şenlik, iliklerime kadar huzur bana.

received_791066744334100-2Annemin bana sallanmayı öğrettiği ilk gun geliyor şu an gözlerimin önüne. Aynı gün yaşadığım keyfe, sevince benle çimlerde yuvarlanarak ortak olmuştu. Benim için her zaman harikalar diyarı demek olan büyülü çantasından bu kez çıkardığı piknik atıştırmalıklarından her biri, lezzetine en güzel tatları değişmeyeceğim kutsal yiyeceklerimdir sanki hala. Bir küçük anı yeter mi ki onla geçen hayatın güzelliğini anlatmaya. Ben ki onu uyuduğunda bile özleyen, izleyen çocuğu… Gelmiş iki cümleyle sevgimi anlatmaya çalışıyorum…

Hala çocukmuşum gibi sever, yaşımı unutturacak kadar beni benden alır şımartışı. Şımarabildiğim en kutsal mucizem. Karnında ona tutunarak can bulduğum bağ, demek ki kucağından mahrum kaldığım tek engelimdi. Ondan ayrıldığımı sanıp ağlarken; kucağında, kokusunda gerçek hayata kavuştum

aslında. 29 yıl önce bugün. Ve anladım ki bazı ayrılışlar daha büyük kavuşmalar içinmiş bu dünyada. Şükürlerimin en büyüğü, ben olma nedenlerim. Annem, babam, biricik yuvam…

Ve babam… Bunları mutlulukla yazabilmemde, yaşayabilmemde, kendim olabilmemde bir diğer şansım benim. Varlığımla anlamlanan mutluluğunu anlatması yetersiz kalır gözlerindeki ışıltılı ela bakışla. Ona benzer gözlerim. Bundan olmalı ki düşüncelerinin sessiz kalan yanına, onun gibi bakar, onun gözleriyle görür benim de gozlerim. Asaletim, gonul zenginligim hep onun kizi oldugumu hatirlatir bana. Hangi huyumu, durusumu anneme, babama benzetsem kendimi daha cok sever, daha cok guclenirim. Bana olan kosulsuz destegi belkemigidir sanki hayatimin. Tanir beni, dinler, anlamaya calisir, anlar. Konuşmadan bile anlaşabildiğim gizli ortağım sanki benim. Prenses olmak ne demek sayesinde öğrendim.

Çocukluğumdaki her coşkulu mutluluğumun altında mutlaka imzası olan kişidir babam. Bisikletli her maceram, her yeni çılgınlıkla ilk tanışmam, enstrümanıyla şarkılarımı süsleyen orkestram, oyun arkadaşım, en saçma fıkralarıma, şakalarıma katıla katıla gülen, karnımı ağrıtana kadar güldüren, kendi çocukluğunun bir yanını sanki doğacak çocuklarıyla arkadaş olabilmek için saklayan hem hiç büyümemiş hem de aslında büsbüyük yüce insan!

Gece masallar anlatıp hayaller kurdurarak bulutlardaymışçasına uyutan, uyuyana kadar elimi bırakmayan ama yerireceived_791065957667512-2 geldiğinde de sabahın en tatlı uykusunda lapa lapa yağan kara ilk basan çocuk olabilmek uğruna uyandıran, mevsimin ilk meyvesini daha bebekken bile kucağında bahçeye çıkarıp dalından kopararak dilime dudağıma süren, ekşimtırak gülüşümü yad ederek ömrünce her mevsimin ilk meyvesini o tatla yiyen, çocukla çocuk olan büyük bir kalbin göz bebeği, her şeyi olmak demek benim için babamın kızı olmak : )

Ömrümce gurur duyduğum, gölgesinde soluklandığım, varlığıyla güçlendiğim en yüce kaynağım, babam benim. Sadece küçükken değil hala benim için en güçlü insan, en mükemmel baba. Herkesin babasına olan sevgisinden daha fazla benimki. O da her babadan fazla sever gerçekten beni, bizi. Ne güzel hiç yaşlanmaması, hem akıl hocası hem arkadaş olması, her koşulda elimden tutması, en huzurlu liman olması…

Her doğum anne-baba-çocuk arasında bitmez bir hikayedir. Bir taraf açısından hayata göz açmak ve diğer taraftan çocuk sahibi olmak. Ölünceye dek süren tarifsiz bir hikaye aslında. Bu hikayeye dahil olan kardeşim ise annemle babamın bana verdikleri ‘hayat’tan sonra gelen en güzel hediyem : ) Hikayemizi güzelleştirmek, güçlendirmek için yapmayacakları şey yok nerdeyse.

received_791065984334176-2Her kardeş hayatta en yakın arkadaştır. Ama bir kız için kız kardeş canından pare pare bir eş, karanlıklara kapıldığında herkesten evvel yanıbaşında bulduğu güneştir. Tek olmamak, hayatta aynı zamanda aynı yolda, bir kişilik bedeninle iki özdeş yürek olmaktır. Mevsimi gelmeden kiraz çeker ya hani canım, bir dal kiraz bulsam birini ona saklarım. Kirazin teki ne ki canım gerekse düşünmeden canına katarim. O kadar öbür yarım, mevsimlerden yaza gelmiş bana hep umut olan ilkbaharım.

Annemin incecik bedeninde sipsivri ve kocaman göbeğiyle erkek olacağım tahmin edilse de kız olduğumda Narin ismini koymalarına teşekkür mü teesüf mü etmeliyim karar veremiyorum. Bu ismin hakkını verecek her olumlu ve olumsuz özelliğe sahibim diyebilirim. Böyle bir dünyaya naif bir ruh ve bünye ne kadar uyum sağlayabilir ki? Sağlayabildim mi?

Belki de duruşum bu yüzden bu kadar aşırı duyarlı dünyanın çetin, entrikalı, savaşlı, acımasız şartlarına, hem insan hem hayvanlara.

Ama öte yandan narin olmak yakışırdı zaten bana. İnce ruhum olamadıktan sonra ben, ben olamazdım. En büyük özelliğimden yoksun kalırdım. Niteliklerimin tamamını ismime bu kadar sığdıramazdım.

Narin diye seslene seslene mi böyle oldum yoksa annem babamın öngörüsünün ismimdeki imzası mı hiç bilmiyorum. Ama iyisiyle kötüsüyle memnunum adımdan daha doğrusu bu konuda da onlardan daha isabetli bir tercih yine yapamazdım.

Şu satırlara değin kimbilir ne kadar kalender meşrep görünüyorum oradan.. Aslında kendi küçük dünyamdan bir şikayetim yok sahiden. Daha iyi bir aile, daha iyi bir ben olamazdı kendi şartlarımda belki ancak dünyayla ilgili bu kadar iyimser değilim ne yazık ki. Neden? Niçin? Hak mı? Reva mı? Oldu mu böyle? sorularımı biriktirip cevapları bir kümede toplamaya, tanımlamaya çalıştığımda yaşadıkça gözlemlediklerim, ilahi inançlarım tek bir tanıma ulaştırdı beni: ‘Sınav Dünyası’ idi adı buranın. Sancılarla göz açıp sancılarla sonlandıracağımız bir sınavın içinde adaleti aramanın ‘delilik’ oldu bendeki adı. Çıkarımım boyun bükmek olmadı ama kötü ihtimallere hep hazır tuttu beni.received_791066751000766-2

Bundandır ki hayatımda güzel olan şeylerin bileşimi benim için hayatın temelleri. Çünkü herkesin sahip olamayacağı tek bir ihtimal bile benim için olmakla olmama meselesinin olumlu olanı, yani hayatın bana gülümsemiş tarafı.

Ama olumsuz tarafı görmek bana hiç mutluluk, haz vermez. Bu son cümleyi yazıma dahil etmeyi hiç istemezdim ancak mağdur insanların yoksunluklarını kendi imkanlarının gücüyle birleştirip haz alan çok insan tanıdım. Onlarla tanışmak acı, tartışıp doğruyu anlatamamak sessiz bir isyan katar bu durum çokça içime. Pişman olmaya değer bir sitem değil bu bendeki çünkü kendi naif fikrimin ve kalbimin cümleleriyle gözlerinde ve gönüllerindeki haris perdeyi kaldırmam mümkün değil, yaşadıkça anlıyorum.

‘İnsanlık’ kavramının sadece idealar dünyasında var olan mefhumlarını her insanda aramanın iyimserlikten öte dünyaya karşı hazırlıksız bir duruş ve ardından hayalkırıklığı getireceğini öğrendim 29 yaşıma kadar. Hayatın beni gaddarlaştırmadığına ve güzel duygularımı yok edemediğine seviniyorum. Kuşkulu demeye dilim varmıyor ama temkinli yaptığını kabul ediyorum. Kimin maskeli kimin şeffaf olduğunu anlamak için bazı kilometre taşlarını birlikte geçmek gerekiyor. Hiçbir kilometre taşı güven olgusunun zirvesi veya bittiği sınır olamıyormuş elbette öyle bir yer yokmuş çünkü, fakat birçoğunun ilk engellerde maskesini düşürdüğüne bakınca kalan sağlara biraz daha sarılarak kalbini yumuşatıyormuş insan.

1484253_527178737389570_1072703371_nBahsettiğim ‘insanlık’’ın insan türüne mal edilmiş olan birçok güzel özelliği bazen bir hayvanın çoğu insandan fazlasını taşıdığını bizzat kendi köpeğim, candostum, Karamel’imle gördüm. Arabesk kültürün çok çok uzağında olan biriyim ancak şu an aklıma gelen ilk tabiri alternatif aramadan gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki ölümüne dostluğun 6 yıldır birçok efsanevi, dolu dolu hatıralarımızla kanıtladı. Kötü kalpli insanları tanıdıkça zaman olur hayvanları insanlardan çok severim.

Ne kadar uzun ama 29 yıla göre ne kadar yetersiz bir yazı oldu bu böyle. Sözlere sığamayacak kadar çok hayatı daha da tanımaya az belki bu kadar zaman. Ama her doğum günü, her dönüm anı duygulanır ya insan ben biraz fazla su koyverdim galiba biraz mutluluk biraz geçmişte kalan az önce aklımdan ve kalemimden geçen güzel hatıralarımla.

Kendimce adını zenginlik koyduğum şanslarımla bu dünyanın umarsız, acımasız, adaletsizliğine rağmen güzel kalabilmek, çirkinleştirmesine, kötüleştirmesine müsaade etmemek en büyük şahsi gururum. Ennn’lerin hırsıyla düşmanca savaşmaktansa ortalamasının muhtemelen çok üzerinde olduğumu fark ederek bunun şükürleriyle bahsettiğim sınav dünyasında kalan yıllarımda başarılı insanlardan biri olarak ve bir bu kadar gönlü ferah, ruhu güleç olarak ayrılırım vakti geldiğinde.

“Kalbiyle bağlantısını kaybetmiş insana tecrübeli denir.” der Nietzche. Bu güne kadar kalbimle bağlantım sımsıkı. Bundan sonra öğreneceğim, yaşayacağım, göreceğim hiçbir şeyin bu bağlantıyı koparmaması, hatta zedelememesi dileğim. Tecrübenin de güzeli biriksin hepimizin bu dünyadaki heybesinde. Bu birikime açığım ancak kalbi soğuyup katılaşmış tecrübeli bir teyze/nine… olmamam için, tüm dünya ve canlılığın artık iyi olan özüne geri dönebilmesi için, yaşayacağım onlarca daha yaşın hep minnetle, çiçek vermiş ümitler, gerçek olmuş dilekler, ‘birtanem’ diyen tüm sevdiklerim,diyemese de gözleriyle destanlar yazan Karamel’imle sıhhat esenlik için, onlarla daha da değerlenen yıllarıma kucak açmak için üfleyeceğim bugün pastalarımın mumlarını.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir