Karne Sorunsalı

11348617_794678127306295_1293644999_oBir eğitim-öğretim yılının daha sonuna gelirken gerek öğrencilerde gerek velilerde umut ve kaygıyla karışık psikolojik hareketlilikler yine günler öncesinden başlamış bulunmakta. Özellikle ilkokul kademesinde bu telaşe diğerlerine göre abartısıyla göze çarpıyor.

İlginçtir ki dönem boyunca ailelerin kimi çok ilgili, kimi fazla ilgisiz olsa da neredeyse hepsi son haftaya nazır bu coşkunun anaforuna kapılıp gereğinden fazla anlam yükleyip heyecan dolu beklentiler yeşertiyor ve çocuklarına bunu ister istemez yansıtıyor. Duyguları paylaşmak gayet güzel elbette ancak bu duyguların sonunda bekleyen mutsuz bir sonuç ve akabinde gelecek yaptırımların ihtimali öğrencinin düşüncelerini esir ediyorsa soğukkanlılık daha makul bir tepki olacaktır.

Bir formal, planlı eğitim biçimi yoktur ki değerlendirme, sonuç belgesi ihtiva etmesin. Buradaki kritik kelime olan ‘sonuç belgesi’ ülkemizde handikaplarla doldurulmuş, birçok kişi tarafından eşe dosta gövde gösterisine dönüştürülmüş, ödül/ceza sınırlarında abartısıyla can bulan ikileme hapsolmuş bir ritüele ‘karne’ adıyla geçmiştir. Kendi çocukluk yıllarımızı hatırladığımızda da kendimizde olmasa bile arkadaşlarımızın çoğunda yaz tatilindeki konforun veya mutsuzluğun bel kemiğini oluşturan bir sebep olmuştur.

Belki de bu yüzden ‘sonuç belgesi’ ifadesi gayet makul  bir ifadeyle karşılanırken eğitim-öğretim sonucu alınan bu belgenin adı olan ‘karne’ akla sonuç değerlendirmesinden başka neler getirmekte neler…

Kimi öğrenci için kabus dolu bir tatil, kimine her hakkı kazanmış olduğunu sanan sömürünün pasaportu, kiminin psikolojisinin bedeni ele geçirmesiyle strese bağlı fiziksel semptomlar, kimine öğrenip yeter not almanın dışında içini çıkarına uygun anlamlarla yüklediği öznel çıkarımlar, kimine sırf uğruna çalışıp bir an evvel kavuşmayı beklediği bisiklet, kimine tehditlerle dolu cezalar…

Elbette ki tüm bu durumların zemininde bilinçsiz veya öğrencide farkındalık yaratıp ‘aklını başına getirme’ amacıyla bilinçli olduğunu sanan aslında iyi niyetli veliler var. Şu an bahsettiğim velilerde bir farkındalık yaratma amacıyla yazmış olduğum için değinmiyorum ancak son zamanlarda olması gerektiği ölçüde ve özbilinçte olan velilerin de çoğaldığını söyleyebilirim.

‘Öğrenci’ kelimesini özellikle kullanıyorum çünkü bahsettiğimiz değerlendirmelerin topyekunu anne babanın çocuğuna değil okuldaki öğrenciyi değerlendirip öğrencinin adına bir geribildirimdir.

Gittikçe ekonomik al-ver’e dönen sistemin içinde dinlediğimiz fm, değiştirdiğimiz kanal, gözümüze çarpan 11211705_794678147306293_1605601815_okampanya panolarının çoğu şu sıralar ‘jestiyle’ sözüm ona sırf çocukların mutluluğu adına faaliyete geçtiyse de hiçbir karnenin ne amacı ne de sonucu maddi bir ödül olmamalıdır kanaatimce. Ceza konusunda ise manevi yoksunluk bir bu kadar sarsıcı, çözümün dışındadır.

Ya başarısını fark edip takdir etme ya da mevcut sorunu gidermek adına bir çözüm arama, planlı bir strateji geliştirme, veli-öğrenci arasında kuvvetli bir dayanışmayla aslında ayna işlevi gören karnenin nazarında eksikleri gidermeye dayalı hedefler edinilmelidir.

Maddiyata dayalı mükafat veya mahrumiyetlerdense sosyal pekiştirme ve cezaların daha etkili olduğu unutulmamalıdır. Bu bağlamda onore etmenin gücü ne kadar teşvik ediciyse bir akranıyla kıyaslanması, bilinçli veya bilinçsiz yarıştırılması da bir o kadar yıkıcı olup ‘etkiye tepki’ sebebinin temellerinden olabilmektedir. Direkt veya dolaylı olarak bundan sakınmak, cezalardansa tatil sürecine sığdırılabilecek verimle çözüm aramak, başarısızlığı kökleştirmeden olumlu değişim ve eğitimsel gelişime kapı aralayacaktır. Ve elbette öncelikli amaç olan ruh sağlığını zedelemeyecek, dingin ve huzurlu bir psikolojiyle başarı hazırbulunuşluğunu istenen seviyeye yükseltebilecektir.

Meslek etiği olan hiçbir meslektaşımın karneye eğitim, öğretim, davranış, disiplin kriterleri dışında olumlu olumsuz harici bir unsuru taşıyacağına inanmıyor bu yüzden değerlendirme görüşlerinin güvenirliğine inanıp tatil planının bu doğrultuda şekillendirilmesini temenni ediyorum.

Biz öğretmenler, siz değerli veliler iyisiyle kötüsüyle her öğrenciyi kabullenip bağrımıza bassak da nihai hedefimizin en iyisi olduğunu unutmamak; onları en iyiye disiplinle, planla, istikrarla, en önemlisi sevgiyle ulaştırmak dileğiyle…

İyi tatiller

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir