Koleksiyon Tutkusu

SDL750000Kendimi bildim bileli koleksiyonculuğun benim için gizemli, eğlenceli, havalı ve sanatsal bir yönü vardır ve süreğenliğini sağlayıp devamı hususunda azimle emek harcayan koleksiyonerlere gıpta etmiş ve bana göre bu ‘başarı’larını takdir etmişimdir.

Yine analitik düşüncelerime gem vuramayıp altında yatan manayı kritize etmeye çalıştığımda koleksiyon deyip geçtiğimiz bu gönüllü külfetin sır perdesini aralamış oluyorum sanki. Ardındaki bilinmeyenler elbette ki düşüncelerimden kat kat fazlasını barındırıyordur ancak bu gizemli kapıyı aralamış olmak bile benim bu yazıyı yazmama vesile oldu. Devamı için ise sözü sanırım uzmanlara bırakmak gerekecek : )

Aslında bence vuslattır koleksiyon. Farklı yerlere savrulan, tek başına anlamsız parçaların kavuşup ‘bir şey’ olmasıdır. Yalnızlığın, değersizliğin, birliğe, yetkinliğe hak kazanma şansıdır. Çünkü yuvası olacak alt kümeye girdiğinde değerli/değersiz, gerekli/gereksiz ayrımından çıkar ve nesnel adı her ne olursa olsun ‘yegane’ parça oluverir yaratıcısının huzurunda. Bilirsiniz ki koleksiyonun bir manevi amacı vardır ve her parçası kendine özgü tamamlayıcı bir parçadır maddi pahasına bakılmaksızın.

Bunu amaç edinen kişiler ise sanki onların bu hüznüne bir yerlerde bir şekilde şahit olmuş, kendini derleme, toparlama, bir nesne medeniyetinin kurucusu olmaya adamış kişilerdir.  Adeta onların dilinden anlayan, yalnızlık feryatlarını duyan, sahip çıkan, ulvi bir duyarlılıkla cansızlara dil olmayı başarmış kişilerdir bir bakıma.

Koleksiyonculuk zor zanaat; zahmet ister, zaman ister. Bir seferde onlarca parça katılmaz koleksiyona, güç gösterisi olur onun adı. Araya araya, damlaya damlaya katılır her parçası büyümekte olan birikime. Bin parça bile birikse bin birinci diğer her biri kadar kıymetlidir, nadirdir, meşakkatlidir. Tabiî ki bu onlara adeta bir ses, nefes olan koleksiyoner için böyledir.

Kimi uzmanlar bunun bir takıntı olduğunu öne sürmekte obsesif kompulsif kişilk bozukluğu olanlarda görülebilecek

Çorap Koleksiyonu

Çorap Koleksiyonu

bir davranış biçimi olduğunu düşünmektedir. Kimileri ise bunun rahatlatıcı, zamana kattığı anlam ve yarattığı yeni bir amaç adına geliştirici ve gerekli olduğuna kanaat getirmektedir. Ben bir eğitimci olarak eğitim psikologları gibi faydalı olduğunu düşünmekte ve öğrencilerimi günümüzün sanallığından sıyırıp somutluğuna yönlendirmekteyim. Böylece eğitim psikolojisi uzmanlarının da dediği gibi çocuk bir dönemin, bir objenin hakkında derin bir bilgi sahibi olma, koruma içgüdüsü ve günümüz sorunsalı disiplin mantalitesini kazandırırken,  kendilerini farklı hissetmelerini, duygularını ön plana çıkarmalarını sağlar. Ancak koleksiyon mecburi bir hedef olarak elbette ki gösterilmemelidir. Zira buradaki birinci kural gönüllü karar vermek severek devam ettirmektir.

Belki sabırlı kişiliğimden, belki korumacı ruhumdan, belki hayatımdaki sahip olduğum her şeye olan saygım ve gösterdiğim özenden veya gayretimi limitsizce feda edişimden, belki de babamın kızı oluşumdan :) koleksiyonculuk benim için dönem dönem farklı kategorilerde bir hobi olmuştur.

Çocukluğumda peçete koleksiyoneri olarak başladım ilk kez bu heyecanlı ve yorucu serüvene. Yorucu diyorum

Peçete Koleksiyonu

Peçete Koleksiyonu

çünkü çocukluk acizliğimle renk renk, ebat ebat türlü peçeteleri bir başıma bulmak ve koleksiyon diyarıma kadar hiç zarara uğratmadan taşımak kolay bir şey değildi :) ne kadar süre sonra ve ne sebeple vazgeçtim bilmiyorum ama bazıları hala gözümün önünde ve buluşma şeklimizi hatırıma getirip gülümsetebiliyorlar beni.

Sonraları –lise zamanlarımda- kalem ve çorap koleksiyonum ortaya çıktı. Sıradanın dışında olanlar çekmeye başladı giderek ilgimi. Onlar seçkin oldukça pahası da bir o kadar fazla oluyordu. Çorap hususunda canım annemin sonsuz katkısı oluyordu da kalemlerin bazıları için gerçekten uzun süreli birikim yapmam gerekiyordu. Tamamı bugüne kadar gelemese de az zaiyat vererek kısa süreli koleksiyonumu yeni başlayacak öğrenim ve gençlik hayatıma yakın sonlandırdım. Ama sempatim hala devam etmekte elbette.

Kalem Koleksiyonu

Kalem Koleksiyonu

Üniversite yıllarımda kitaplar almaya başladı aklımı başımdan. Yıllarca nerde bulsam ne halde bulsam pervasızca okumuş bulunduğum kitaplar artık bir farkındalık talep ediyordu sanki benden. Okumuş bulunduklarım bile koleksiyonuma dahil olmak için can atıyordu. Ya da ben onlar için can atıyor oldum, bilmiyorum :)

Kitaplarımın da birkaç okumak üzere verilmiş birkaç gidip geri gelmeyen dışında hepsi benimle. Çoğu kolilenmiş ilerde devasa kitaplığımdaki yerine kurulmayı bekliyor.

Öğrenciliğimin son yıllarında vuku bulup hala devam etmekte olan diğer koleksiyonum parfümlerim. Koleksiyon nihayetinde bir gönül işi maneviyatın birikimi ancak itiraf etmeliyim ki beni maddi açıdan hiçbiri bu kadar yormamıştı :) ( Bu noktada obsesif kompulsif kişiliğe dahil eden yorumcuların haklı örneği olabilirim.) Herkesin mesleğinde kazandığı ilk paranın mutluluğuyla kendini şımarttığı bir ödülü vardır. O şey, benim için maaşım kadar olan parfümlerdi.

Ve gelelim belki de en özeline. İçlerinden en yaratıcısı ve tamamen kendi fikrimin ürünü olan koleksiyonum ise ‘taş koleksiyonu’. Ama düşündüğünüz gibi uğurlu taş türevleri taşlar değil. Hatta ayağınıza her an takılabilecek, çekim alanınıza düştüğü an’a kadar çok da bir şey ifade etmeyen bir çakıl parçası bile olabilir. (Yine de estetik görüntüsü benim için her zaman önemli) Tek özelliği farklı coğrafyalarda, farklı iklimlerde, yağmurlarda, rüzgarlarda küçüle küçüle o hale gelmiş olması. Aslında en zor olanı da bu. Ülke ülke, şehir şehir sizi bekleyen bu minik taşlarla buluşmak sanıldığı kadar kolay değil.

Bu taşlar aynen hayatın kilometre taşları gibi benim için. Baktığımda her biri geçen zamanı hatırlatıyor bana, bir

Çakıl Taşı Koleksiyonu

Çakıl Taşı Koleksiyonu

önceki yaşlarımı, yaşadıklarımı. Her birinin evime geliş mazisi var ve her mazi ne yazık ki bugünden uzaklaşmakta olan geçmişimizin bir diğer adı.

İlaveten bir de yaydığına inandığım güzel enerjileri var. Hiç derler miydi ki aralarından okyanuslar geçen farklı farklı denizlerden topraklardan  gelecek bir avuçta buluşacaklar. Evrenselliği avuçlarımın yaşatıyorum sanki. Her iklimin, her medeniyetin taşları bir olmuş evime kozmik bir enerji yayıyor sanki.

Onların kaderlerinde buluşmak varmış demek ki yazımın başlarında da ifade etmeye çalıştığım gibi. Sessiz bir kavuşma, kucaklaşma… Benle başlayan öyküleri benden sonra da devam edecektir belki  ama ben kahramanlarımı kendim derlediğim öykümden, dünyanın dört bir yanından bulup evimin merkezine toplamış bulunmaktan mutluyum.

İşte böyle… Bazılarına gereksiz, garip veya otantik gelen türlü fedakarlıklardır koleksiyon sevdasının adı. Başka bir dil, başka bir göz, başka düşünce gerektirir materyalist mantaliteden uzak olan, boyut ötesi farkındalıklar, gönüllülük ve sabır gerektiren.

Sabırla koruk helva olurmuş. O helvanın tadını alana ise sabır dediğin mefhum bile hobi olurmuş yeri geldiğinde. Dünyanın içinde küçük dünyalar, hayatın tozu dumanında renkli arka bahçeler, evrensel kümenin içinde minik alt kümeler yaratan kişilerin sahnesinde bir seyirci veya bu sahneyle zaman zaman başrol ile buluştuğum bir oyuncu olarak küçük damlalardan çoğalan, çoğaldıkça manzarasına doyulmaz bir göl yaratan keyfe ulaşmak dileğiyle…

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir