Öğretmenlik Meslek Etiğine Bir Bakış

 

ethicsToplumumuzun bir zamanlar saygı değer “hocanım”, “hocam”ı iken şimdilerde “bay çok bilmiş”, “bayan çok bilen” öğretmenleri…

Meslek değişmez, ulvi amaç değişmez, vicdanı sarsılmaz, ehemmiyeti azalmaz da; nasıl bir yansıma ise toplumdaki yeri, tesiri gün be gün değişir, çirkinleşir, basitleşir, gerileşir niyeyse…

Sebeplerini ayrı başlıklarda şahsi yorumlarımla irdelemek niyetindeyim ancak bu yazıda halının altına itile itile küçük bir tepecik olup yükselen, zirveye ulaşana bile denge kaybettiren, yine de her şeye rağmen vicdanın hür sesiyle “ya sabır!” ile yola devam ettiren ‘kutsal mesleğin’ belki de en kutsanmış zamanlarının çerçevesini çizmek istiyorum.

Evvelden öğretmen vardı bir tek. Artık ‘kadrolu öğretmen’, ‘sözleşmeli öğretmen’, ‘vekil öğretmen’, ‘uzman öğretmen’, ‘joker öğretmen’..ler var. Pek tabii ki toplumdaki değerlerini belirleyen de önadları. Hürmetini evvela başındaki unvandan almakla birlikte yer yer buna da bakılmadığı bir dönemden geçiyoruz. ‘Öğretmene şiddet’ apayrı, insanlara anlamsız saldırı sayfalar dolusu yazıların yetmeyeceği insanlık ayıbı, bu yazıda teğet bile geçmeyeceğim amma ve lakin tek boyut bu da değil.

“Çocukların psikolojisi/özgüveni” adlı post modern bir kılıf altında amaca giden her bilinçli girişimi bile baltalayan “bilinçli veli!” zehri ile kan kaybeden, kah mücadeleyi başlamadan bitiren, kah bu yola baş koyup tükenen, kah idealist, kah materyalistçe bir panzehir üreten öğretmenler…

Özgür sahalarında, kendi iradeleriyle bir rahat bırakılsa eğitimde bulunduğumuz nokta şu andakinden ne kadar ötede olurdu acaba? İşi ehline bırakma devrinin kapandığı en aşikar meslek değil mi günümüz öğretmenliği?

Oysaki bu öğretmenler değil mi ki okulunu okumuş, yoluna baş koymuş, ant içmiş, ilke edinmiş gönüllü eğitim emekçileri, sevdalıları…

Her türün, her mesleğin, her dönemin olduğu gibi bu kitlenin de üçünde beşinde eğrisi, yanlışı vardır illa ki ama faturasının en ağır kesildiği, alaşağı edildiği, tüm meslektaşlara mal edildiği meslek midir, meslektir…

Bir harf öğrettiği için kölelik talep eden bir öğretmen görmedim ben. Söyledim ya vardır bir yerlerde tek tük olacaktır da her toplulukta olduğu gibi ama nasıl ki bazı yanlış yolun insanları ‘insanlık’a leke süremeyeceği gibi bir iki amacı sapmış, ruhunun gelgitleriyle yolu değişmiş, ekseni kaymış öğretmenlerin de ‘öğretmenlik’i karalayamamalı(ydı).

Kalburüstü mesleklerden men edilip psikolojik baskı ve öfkenin, eleştirinin çöplüğüne dönen, ‘ben masumum’ çaresizliğiyle işte böyle parmakla gösterilen meslek parmaklıklar ardına itilir, yüz binlerce mağduruyla belki birkaç kişinin, sistemin, siyasetin bazen kalkanı bazen şamar oğlanı olarak.

Velhasılı her mesleğin, her kişinin amacı, çabaları vardır ışığa yükselen, yükseltme gayesinde olan. Özdeki iyiliği kirletmeden, araya set çekmeden güven ve iletişim, anlayış ve paylaşım ile ışık yakındır genç ve dinamik öğretmenlere. Topluluktan haklı haksız yükselen seslerin akımına kapılmadan evvel sorgulayın, dinleyin, güvenin, iletişin… emin olun amacınız en iyi süzgeçlerden geçirilmiş kutsal amacımızdır hemen hemen hepimiz için.

Matematik dersine çalışma yöntemlerini anlattığım önceki yazıma buradan ulaşabilirsiniz.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir