Sakarya’da Bir Yavru Köpek, Dünya’da Bir İnsanlık Ayıbı

Olumsuz hiçbir şeyi paylaşmayı, ilan etmeyi, duyduğumu, haberim olduğunu ve muazzam acılara boğulduğum hiçbir şeyi göz önünde yaşamayı sevmem. Şehit haberi, kayıp haberi, felaket haberi, hastalık vs haberleri… güzel paylaşımları esirgemeyen biri olmama rağmen olumsuz şeyleri, başkasında üzüntü yaratacak gelişmeleri kalbimde eritmeyi, tüketmeyi bile değil de galiba biriktirmeyi koca bir acı sahneler müzesine çevirmeyi tercih etmekteyim. 

Ancak son acı haber içimden bile dışarıya taşan bir kalp sızısı, çarpıntısı haline geldi ki lanetimi paylaşmadan o müzenin içine bile koyamadım. Belki de benim de bir kızım olduğu içindir. Evet, o masum yavru köpecikten bahsediyorum. ‘Küçük yavru köpecik’ adı bile kulağa bu kadar hoş, kalbe bu kadar iyi gelirken nasıl bir organizma, nasıl bir mutasyona uğramış irade, beyin bunu yapabilir diye burnumun sızısını boğazımın düğümünü durduramıyorum. 

Oysa ne çok öğrencimin gözleri parlar bu kelimeyi duyunca, ne çok sever her çocuk hayvanları, hele de yavru olanları… her şeyin yavrusu bir başka masumken yorumdan bağımsız düpedüz savunmasız ve aşırı sevimliyken o gözleri parlayan çocuklardan hangisi büyüdükten sonra bu kadar canavar haline gelebilir! Kendimle elbette asla karşılaştıramam. Benim sadece Karamel’e değil dünyanın bütün köpeklerine, hayvanlarına, masum canlılarına devasa bir sevgi içerisinde olduğumu tanıyanlarım bilir. 

Karamel’e geleceksem de anlatsam ciltlerle ifade edemem ama tırnak aralarından, koca siyah gözlerinin gözkapağıyla arasında kalan akların içindeki kırmızı damarları bile her gün kontrol edip üzerine titrediğim, annesinin karnındaki halinden daha bildiğim hayatımın en büyük hayali ve hatta yaşadıkça da ya bir şey olursa diye derin bir kaygısı 9 yıldır yaşadığım. Ona merhamet etmek, hiçbirine merhamet etmek, ve hatta hiç kimsenin birine, bir şeye merhamet etmesi lütuf değil. O katili merhametsizlikle suçlayamam. Vicdanı olmayan biri ise ne demek olduğunu bile bilemez zaten. Allah merhamet eder, Allahtan merhamet dilenir. Biz aciz kullar bu gezegende sadece birbirimize karşı sorumluluklarımızı ve sınırlarımızı bilerek yaşayabiliriz. Görevimiz ve haddimiz sadece bu. Çapımız, ederimiz kendi hacmimizin sınırları kadar. asla bir milimetre ötesi kadar varlığımızdan bağımsız bir canlının canına yetki verme gücümüz yok. 

Bir cani, hiçbir üstünlüğü olmayan, büyümesini beklese belki daha  üstün ‘güç’ü bile olmayan bir başka canlının yaşam hakkını ihlal edemezdi. 

Merhamet? Haşaa ona hiç haddi olamaz. O candan ne farkı var ki merhamet edecekti? İnsan mı ki nasıl kıydı diye olmayan kalbine, vicdanına ulaşmaya çalışalım. O, diğer onun gibileri… Siz vermediğiniz canları, hak sahibi olmadığınız nefesleri sonlandırma kararına sahip olamazsınız ki nerede kalmış bir de dram dolu şekliyle pis şuurunuzla herkesi ağlatan bir son yazmak. Bu mu populariteden anladığınız, hazdan anladığınız, güçten anladığınız, nefes alma şansınızdan çıkardığınız! 

Bir köpeğin ıslak bakışının ardındaki yoğun duyguyu ameliyatlar geçiren kızımın uyandığındaki çaresiz bakışlarından ben bilirim, yaşayan bilir, kalbinde bir gram bile iyilik kalmış en kötü insan bile bilir. Bir köpeğin hele de yavru bir köpeğin yıllar önce oturmak nedir bilmeyen koşma arzusuyla heyecandan kalbi patlayan Karamelden ben, diğer tüm hayat dolu canlılardan hepimiz biliriz, onların da tehlikelerden, ölümden, acıdan ne kadar korktuğunu ayağına su bile değdiğinde dört patisiyle boğulacak korkusuyla kollarımı neredeyse kanatan, gökgürültüsünden kucağımın içindeyken bile kalp atışı durulmayan bebeğimden sabaha uykusuz varan ben bilirim. Ve biri için bir şeyler yapan.. 

Sizin gibi canilere başında bekle diyen yok, onu sakinleştir diyen yok, anlamaya çalış empati kur filan gibi yürek gerektiren taleplerde bulunan hiç yok. Hatta size, tam da siz canilere su koyun, yemek verin, başlarını okşayın diyen de vallahi billahi yok. İyi insanlar yetişir yapar hepsini. Sadece yapma hakkınız olmayan şeyleri yapamayacağınızı, yapmamanız gerektiğini öğrenin artık. Allahtan korkmuyorsanız, kabir azabından ahiretten korkmuyorsanız hiç değilse bu dünyada yaşayacağınız cezalardan henüz var olmayan bir yasadan, hukuktan umarım en kısa zamanda korkar en azından sırf başka bir kudret önündeki acizliğinizden, sefilliğinizden, bencilliğinizden güç sandığınız lanet kimliğinizden iradenizden sıyrılıp ömür boyu bir hücrede yaşam mücadelesi verip son nefesinizi vermeniz korkusundan yapmazsınız. Hayvan cinayetleri asla cezasız kalmamalı. Sizin gibiler asla aramızda olmamalı. Hatta hayatta bile olmamalı. Hatta hayattaysanız bile en acı dolusundan gönüllere şifa bir son yazılmalı hatta siz toprağın altında bile kalmamalı, yük olmamalı, aldığınız bedduların en beterinden kahrolmalı, çektirdiğiniz acılardan daha büyüğünü çekmeden ama yaratıcılığın sınırlarını bile zorlayan felaketinizi titreyerek, dört elle yaşama, hak etmediğiniz merhamete tutunmaya çalışıp sonundaki çaresiz ve isabetli yok oluşunuzu kendi şuurunuzla şahit olmadan yol olup gitmezsiniz dilerim. mutluluklar hep iyilerle; en büyük, en tarifsiz, en çaresiz acılar siz katillerle, tecavüzcülerle, vatan hainleriyle olsun. Tüm belalar hep üzerinize olsun🙏🏻🙏🏻🙏🏻

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir